Ruhsal Enerji

Orjinalini görmek için tıklayınız: İslam'da Kadına Yönelik Şiddet..
şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orijinal sürümü göster.
Erkeğin kadınını dövmesi, güçlü olduğunu değil, güçsüz olduğunun göstergesidir.”

Çünkü, güçlü ve kendinden emin beyefendiler, tüm işlerinde olduğu gibi, kadınıyla da konuşarak anlaşırlar. Kuran iffetsiz (eşini aldatan) kadınlar için dahi, önce konuşmalarını, daha sonra başka yöntemlere başvurmalarını ve bunlar da yetmeyince, “hafifçe” vurmalarını söyler. Pişman olup dönüş yaparlarsa, geçmişi unutup affetmelerini emreder.

Nüşunuzdan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. ” (Nisa Suresi, 34)

[COLOR="Red"]Oysa günümüzdeki dayak olaylarına baktığımızda, kadını dövmek için türlü bahaneler aradıklarını görmekteyiz.. Kendi iç dünyalarındaki yaşadıkları fırtınaları, iş hayatında yaşadığı olumsuzlukları, trafikte yaşadığı stresi, hatta çok acıktığında yemeğin biraz gecikmesi, tuzunun eksik olması dahi, kadını dövmek için yeterli bahanelerdir. Bu dayaklar da “hafifçe” değil de, neredeyse falakaya çekip kafa göz kırmaktır…

Bu durum sadece ülkemize has bir olay değildir. Dünyanın bir çok ülkesinde kadınlar dayak yemektedirler. Gelişmiş ülkelerde çok az olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ve ülkemizde dayak, hat safhadadır…

Zengin-fakir, eğitimli-eğitimsiz her kesimde dayak olayına rastlayabilirsiniz. Hatta istatistiklere göre, kırsal ve eğitimsiz kesimlerden çok, kentli ve eğitimli beylerin kadınlarını daha çok dövdüğü görülmüştür. Çünkü kadınlarda eğitim yükseldikçe, doğal olarak haklarını aramaya başlamaktadırlar. Özellikle ekonomik özgürlükleri olan hanımlarımız eşlerine bazı haklarını hatırlattıklarında, nedense bazı eğitimli beyefendiler bu özel hakları reddederek, eşlerini dövmektedirler. Hatta sadece dayak değil, hakaret dolu sözler, aşağılayıcı davranışlar, toplum karşısında küçümsemeler, evde yapılan baskılar gibi yüzlercesi sıralanabilir.

Tarih boyunca “kadını aşağılamak, küçümsemek, yaşadığı tüm olumsuzluklarda, hatta dışarıda amirinin-patronunun yanında sus-pus olup ta, evini ve kocasını bekleyen, suçsuz ve masum eşinden hırsını almak, ezmek, baskı yapmak” bazı hasta ve kendini eksik gören erkeklerin en büyük ortak noktaları olmuştur.

Dayak olayını sadece kadınlarda görmemekteyiz. Hatta dayağı yiyen kadın da, çocuklarını döverek kendileri de dayak atmaktadırlar. Dolayısıyla kadınlar farkında olmadan, dayakçı bir nesil yetiştirmektedirler. Bu duruma eğiticileri ve diğerlerini de ilave edebiliriz. Basında çok sık duyduğumuz “dayakçı öğretmenler,” dili olmayan hayvanları döverek işkence yapanlar... Hatta trafikte el frenini çekip de, şehrin orta yerinde meydan dayağı çekenler bile vardır .

Anlayacağınız insanların çoğu, Allah'ın tüm canlıların içinde insanlara verdiği konuşma mucizesi yerine kaba kuvvet kullanmayı tercih etmektedirler.[/COLOR]


Dayak Cennet'ten çıkmamıştır

[COLOR="Red"]İslam'da hadisler, en çok kadınlara yönelik yazılmıştır. Bu yazıları da nedense, hep erkekler yazmıştır. Tarih boyunca Müslümanlar dayak olayını, İslam'ın emri sanmışlardır. Oysa Kuran bu konuya açık ve net bir şekilde açıklık getirmesine rağmen, nefsi olan insanların yazdığı bazı hadisler, kadının dayak yemesini ve ezilmesini, sanki Allah'ın emriymiş gibi İslam'da kadına lanse edilmiştir... Bunlardan bazıları şöyledir:

“Kadının en makbulü koyun cinsidir, Dayak cennet'ten çıkmıştır, Cennet kocalarınızın ayağının altındadır, Kadının dini ve aklı yarımdır, Namaz kılan birinin önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazı bozulur, Evlilik, kadın için bir çeşit köleliktir, Cehennem halkı bana gösterildi; çoğunluğu kadındı.”

Bu hadisleri İslam'ın kuralları sanan zavallı kadınlar da, tarih boyunca kocalarının yaptığı haksız hakaretlere, koyun misali boyun eğmişlerdir...

Peygamberimizin bu güzel sözü (anlamasını ve düşünmesini bilenler için) tüm bu yazımın amacını ortaya çıkaymaya yetecektir.

Ey insanlar, benim söylediğim söylenen sözleri duyduğunuzda o söze karşı kalbinizde en ufak bir sıkıntı varsa bilin ki o söz benim değildir... Hz. Muhammet
[/COLOR]

Halk arasında kadını küçümseyen sıfatlar

[COLOR="Red"]"Eti benim kemiği senin, Eksik etek , Kadının sırtından dayağı eksik etmeyeceksin, Vurduğun yerde gül biter, Kızını dövmeyen dizini döver, Kadının saçı uzun aklı kısadır” gibi ifadeler kadına yakıştırılmıştır. Fakat her nedense kadınlarımız da, bu yakıştırmalara çok azı dışında tepkisiz kalıp, sanki kabul etmiş imajı vermişlerdir.

Diğer İslam ülkelerinde olmayan kadın haklarını, Atatürk Türk kadınına, “seçme-seçilme” hakkını vererek onurlandırmış ve kadını hak ettiği yere koymuştur. Fakat kadınlarımız bu hakka sahip çıkamayıp, meclisteki yerini bulamamıştır. Dolayısıyla tüm kadın haklarıyla ilgili kanunların çıkmasını da, erkeklerin ellerine bırakmışlardır. [/COLOR]


Dayağın küçüğü büyüğü olmaz

Eşler arasında sevgi, saygıyla beraber oluşur. Saygıyı bitiren tek olay, “atılan tek bir tokattır.” Ruh sağlığı yerinde olan bir koca, eşine tokat atmaya yeltenecek kadar kendinde bu cesareti bulduysa, artık o evlilikte saygı bitmiştir. En azından kocanın kadınına karşı olan saygısı azalmıştır. Çünkü, insan psikolojik olarak kendinden üstün, güçlü ve saygı duyduğu insana karşı el kaldıramaz, hatta bu davranışı düşünmesi bile söz konusu olamaz. Bu hangi kesimden olursa olsun durum böyledir. Diğer taraftan sebepsizce kadınına el kaldıran hasta ruhlu erkekleri ise, burada anlatamayacağım. "Çünkü onlar artık Psikiyatri vakadırlar."

Dayakçı erkekleri bekleyen son

Erkekler kadınlarına yıllarca yaptığı hakaretler ve dayaklar sonucu, farkında olmadan kendi düşmanlarını, kendileri yetiştirmiştir. Kadın bir ömür boyu mecbur bırakılarak sabrettiğinden, için-için kocasına karşı kin beslemiştir. Yaşlılık kapıya dayandığında, eli kolu kalkmaz duruma gelen erkeğin, uzun uğraşlarla yetiştirdiği düşmanının eline, kendi eleriyle düşmüştür. "Sonuç olarak hem kendi dünyasını, hem de eşinin dünyasını karanlığa çevirmiştir."
Dayakçı erkekleri bekleyen son

Erkekler kadınlarına yıllarca yaptığı hakaretler ve dayaklar sonucu, farkında olmadan kendi düşmanlarını, kendileri yetiştirmiştir. Kadın bir ömür boyu mecbur bırakılarak sabrettiğinden, için-için kocasına karşı kin beslemiştir. Yaşlılık kapıya dayandığında, eli kolu kalkmaz duruma gelen erkeğin, uzun uğraşlarla yetiştirdiği düşmanının eline, kendi eleriyle düşmüştür. "Sonuç olarak hem kendi dünyasını, hem de eşinin dünyasını karanlığa çevirmiştir."


Cok guzel aciklama olmus emegine saglik Aytalen
öyleleride hak ediyorlar amaBig Grin
Sağolasın seninde emeğine sağlık .

Hanımlarınızı üzmeyin Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir Onlara yumuşak olun, iyilik edin! [Müslim]

Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hz Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hz Asiye gibi sevaba kavuşur [İGazali]

Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır [İLâl]

En üstün mümin, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranan güzel ahlaklı kimsedir [Tirmizi]

En iyi Müslüman, hanımına en iyi davranandır İçinizde, hanımına en iyi davranan benim [Nesai]

Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine, bir köle azat etmiş sevabı yazılır [RNasıhin]

Hanımının haklarını ifa etmeyenin; namazları, oruçları kabul olmaz)[Mürşid-ün-nisa]

Hanımını döven, Allah’a ve Resûlüne asi olur Kıyamette onun hasmı ben olurum[RNasıhin]

Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür [İAsakir]
Referans URL