Ruhsal Enerji

Orjinalini görmek için tıklayınız: Evlenmek İsteyen Bekarlara Duyuru
şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orijinal sürümü göster.
Sayfa: 1 2 3
Sevgili arkadaşlarım, canlarım, ciğer parelerim. Dün gece hadigülhayat arkadaşımızın annannesi için yasini şerif okurken. Kalbimden bir ses evlenmek isteyen bekarlar için dua etmemi söyledi. Gerçi ben aciz, biçare ve Cenabı Allah’tan istemeye yüzü olmayan bir kulum. Fakat Cenabı Allahın en çok sevdiği amellerden bir tanesi, ve kabule karin olan dualardan bir tanesi kardeşin kardeşi için yaptığı duadır. İşte bundan cesaret alarak evlenmek isteyen bekar arkadaşlar için Allah nasip eder, ömür verirse bayramda dua edeceğim. Bu nedenle evlenme niyetinde olan arkadaşlarım veya varsa yakınları gerçek adlarını ve anne adlarını formdan veya özelden bildirmelerini rica ediyorum. Sizleri Allah için seviyorum. Bunda da vardır bir hayır İnşallah.
yasin okurken benim de içime bazı düşünceler doğuyor,dün geceki halinizi az-çok anlayabiliyorum,
ne mutlu size...
123 Nickli Kullanıcıdan Alıntı:yasin okurken benim de içime bazı düşünceler doğuyor,dün geceki halinizi az-çok anlayabiliyorum,
ne mutlu size...

Allah razı olsun kardeşim. Bu benim için Cenabı Mevlamın fazlından verdiği bir rahmet. Bazı kullarına birşeyleri vermeyi murad ediyor ve rahmetinden dolayı da vesile olacak kullarına sevap vermeyi murad ediyor. Sebepsiz yaratmaya ve vermeye Kadir olan Rabbi Rahimim birilerini yada birşeyleri, birilerine yada birşeylere sebep kılıyor Elhamdüllillah.
Kur'an yol göstericimiz,keşke herkes bu doğrultuda yaşayabilse...
123 Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Kur'an yol göstericimiz,keşke herkes bu doğrultuda yaşayabilse...

Ammenna ve Seddakna Kuranı Azimüşan'ın Hidayet Kaynağı ve Yol gösterici (mürşid) olduğuna inandık ve iman ettik inşallah. Yanlız burda kesinlikle hayatımızın hiç bir safhası ve hiç bir şey için Keşke kelimesini kullanmayalım. Çünkü bu kelime lainin en sevdiği kelimedir. ve Hep insanlara bunu söyletmek için çaba harcar. Biz her şey için inşaallah diyelim. Hakkını helal et kardeşim. umarım bu uyarım kalbini incitmemiştir. Selametle
bilginiz için Allah razı olsun,kalbimi incitmediniz,sadece güzel bir düzeltmeydi,teşekkür ederim Smile

reyhan

Allah razı olsun kardeşim.. Rabbim dualarını kabul makbul mebrur eylesin...Hak katında kıymetli amellerden olsun inşallah..
Rabbimde senin gönlünde her ne muraadın varsa en hayırlı zamanda en tezinden sana nasip eyler inşallah..
Rabbimin razı olduğu saliha hanımlardan olmanı niyaz ediyorum..
selametle..
Rabbim herkese hayırlı eşler nasip etsin .
Allah razı olsun mina306 güzel bir düşünce
Dua yapmanı isteyen de Allah
Dua yı kabul edecekde Allah
Dua için sana güç verende Allah
Dua için ihlası verende Allah
Dua yı öğreten de Allah
Dua yı Kabul etmiyende Allah
Dua evet Dua da Peki kula rızkından başkası verilmiyecekse, Nasibinden başkasını yiyemiyecekse, Nasibi Allah belirliyorsa istemenin ne anlamı olabilir ki ?


Allah Tealâ dua etmeye çok kıymet vermekte ve dua edişimizden çok hoşlanmaktadır. Buna karşılık kendisinden istemeyene de gazap etmektedir. ...
Ebû Hureyre (r.a.)'dan Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Allah Teâla Hazretleri kendisinden istemeyene gadap eder.” (Tirmizî, Daavât 3) ...

Bu işin içinden çıkmak zor Hem iste vermesin...
İstemeyi bırak kızsın...? :thinki:

Dua konusu aslında derin burdan bi başlasak direk kader bahsine gireriz !
Ama kader konusuna girmek caiz değil...!
Sadece kaderin Allahu tealanın anlattığı , Resulullah a.s.v ın ve evliyaullahın açıkladığı şekilde anlıyabilir ve öğrenebiliriz...

Daha derine girmek caiz değil...

Dua deyip geçmemek lazım...

Peki nasip neydi? Kaderde olan herşey bizim nasibimizmi?

Peki kul işlediği bütün işleri kendi cüzi iradesi ilemi işler? Bu iradede Allahu tealanın iradeside varmı?

Bu son sorunun cevabını Bir Tasavvuf kitabında okumuştum...!
Cevap olarak eğer cüzi iradede sadece kulun iradesi olsaydı kul helak olurdu diyor...
Demekki hakk teala irademizde de bizi yönlendiriyor iyiye doğru...


Herkezin aklına bu tür değişik sorular gelebilir ! dimi...

Belkide bu yazıyı foruma konu olarak açmak daha faydalı olur ...

Ama başlamışken yazalım...!

İlk önce kader neydi onu öğrenelim dimi?

KADER:Kader, Yüce Allah'ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ezeli ilmiyle bilip sınırlaması ve takdir etmesi, ...



Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık. (Kamer Suresi,49)
Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 52)
Küçük büyük herşey satır satır (yazılı)dır. (Kamer Suresi, 53)
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler. (Yunus Suresi, 49)
Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)
"Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa." (Taha Suresi, 40)
Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. (Al-i İmran Suresi, 145)
Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 154)
Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun Katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. (En'am Suresi, 2)
Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) (A'raf Suresi, 34)
Biz kendisi için bilinen (takdir edilmiş) bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık. (Hicr Suresi, 4)
Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler. (Hicr Suresi, 5)
Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın. (Neml Suresi, 75)
Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22)
Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve adı konulmuş (belirlenmiş) bir süre (ecel) olmasaydı muhakkak (yıkım azabı) kaçınılmaz olurdu. (Taha Suresi, 129)
İnsanlar, tek bir ümmetten başka değildi; sonra anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında hüküm verilmiş olurdu. (Yunus Suresi, 19)
De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)
Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O'nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Yunus Suresi, 107)
"Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz." (Hud Suresi, 34)
Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne erteleyebilir. (Mü'minun Suresi, 43)
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, yücedir. (Kasas Suresi, 68)
... Allah'ın emri, takdir edilmiş bir kaderdir. (Ahzap Suresi, 38)
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır. (Hud Suresi, 6)
"Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a tevekkül ettim. O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)" (Hud Suresi, 56)
İnkâr edenler dediler ki: "Kıyamet-saati bize gelmez." De ki: "Hayır gaybı bilen Rabbime andolsun o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı da daha büyük olanı da istisnasız mutlaka apaçık bir kitapta (yazılı)dır." (Sebe Suresi, 3)
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet (hiç kimseye) isabet etmez. Kim Allah'a iman ederse, onun kalbini hidayete yöneltir. Allah, herşeyi bilendir. (Tegabün Suresi, 11)
Gaybın anahtarları O'nun Katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En'am Suresi, 59)
İnsana bir nimet verdiğimizde sırt çevirir ve yan çizer; ona bir şer dokunduğu zaman da umutsuzluğa kapılır.(İsra Suresi, 83)
İnsan, hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, artık o, ye'se düşen bir umutsuzdur. (Fussilet Suresi, 49)
Gerçekten, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı. (Mearic Suresi, 19)
Kendisine bir şer (kötülük) dokunduğu zaman feryadı basar. (Mearic Suresi, 20)
İnsanlardan kimi, Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (Hac Suresi, 11)
Doğrusu, uydurulmuş bir yalanla gelenler, sizin içinizden birlikte davranan bir topluluktur; siz onu kendiniz için bir şer saymayın, aksine o sizin için bir hayırdır. Onlardan her bir kişiye kazandığı günahtan (bir ceza) vardır. Onlardan (iftiranın) büyüğünü yüklenene ise büyük bir azap vardır.(Nur Suresi, 11)
İnsan hayra dua ettiği gibi, şerre de dua etmektedir. İnsan, pek acelecidir. (İsra Suresi, 11)
Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)

(aşağısı alıntıdır...)
Sakınmak kaderi değiştirmez. Duâ ise inen belaya da henüz inmemiş belaya da fayda verir. Bela iner ve duâ ile karşılaşınca kıyamet gününe kadar birbiriyle mücadele eder, vuruşurlar.”




Kader: Cenâb-ı Hakk’ın kâinatta olmuş ve olacak her şeyin evsafını ve havassını ve sâir geleceğini ve geçmişini ezeli ilmiyle bilip Levh-i Mahfuzunda takdiri ve yazmasıdır.

Kaza: Allah’ın ezelde takdir ettiği şeyin ve emrinin zamanı gelince, Allah’ın takdirine göre yaratılmasıdır.
Atâ: Bağışlama, lütuf.

İrâde: Dilemek, bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.

Kader Allah’ın her şeyi bilmesi ve yazması, kaza ise bu yazılanların vukua gelmesi olduğuna göre aşağıdaki soruları nasıl cevaplandırırız?

- Duâ etmekle kader ve kazanın önüne geçilebilir mi?

- Duâ ile kader ve kaza değişmezse, duâ etmenin ne mânası var?

- Duâ, kader ve kazaya yani Allah’ın yazdığına rıza gösterme edebine aykırı değil mi?

Şimdi akla gelen bu sualleri cevaplandırmaya çalışalım.

Duâ etmekle kader ve kazanın önüne geçilebilir mi?

İbn-i Ömer’den (ra) rivâyet edilen bir hadiste, Peygamber Efendimiz: “Duâ inen belada da fayda verir, henüz inmemiş belada da. Öyle ise ey Allah’ın kulları, duâyı bırakmayınız.”1

Diğer bir hadiste; Sevban (ra) Resûlullah efendimizden (sav) şöyle rivâyet etmiştir: “Kaderi sadece duâ engeller. Ömrü sadece iyilik uzatır. Ve kişi (bazen) yaptığı bir günahtan dolayı (kendisine takdir edilmiş) rızıktan mahrum edilir.”2

Duânın kaderi engellemesi konusunda Bediüzzaman Hazretleri şöyle der: “Cenâb-ı Hakk’ın atâ, kaza, kader namında üç kanunu vardır. Atâ, kaza kanununu bozar, kaza da kader kanunu bozar. Meselâ: Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir. O kararın infazı, kaza demektir. O kararı iptal edip hükmü kazadan affetmek, atâ demektir. Evet, yumuşak bir otun köklerindeki damarları katı taşı deldiği gibi, atâ da kaza kanununun kat’iyetini deler. Kaza da ok gibi kader kanununun kararını deler. Demek atânın kazaya nispeti, kazanın kadere nispeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. Kaza da kader kanununun külliyetinden ihraçtır. Bu hakikate vâkıf olan ârif, Ma’budu olan Hâlık’ına (Ya İlâhî! Hasenâtım senin atâ’ndandır. Seyyiâtım da senin kaza’ndandır. Eğer atâ’n olmasa idi, helâk olurdum) der.”3

Buna bir misal verecek olursak Yunus (as) ve kavmi buna güzel bir misaldir. Ninovalılar Yunus (as)’a inanmayıp Allah’a âsi olmuşlardı. Ninovalıların iman etmemekte ısrarlarından dolayı Yunus (as) onların aleyhinde duâ etti. Cenâb-ı Hakk Yunus (as)’a kavmi hakkında bedduâ etmemesini ve kırk gün imana davet etmesini ve inanmazlarsa azap göndereceğini söylemesini emretti. Otuz yedi gün davet ettiği halde iman etmemelerine binâen üç gün sonra azap gelecek alametleri de şunlardır diyerek oradan ayrıldı. Alâmetler vuku bulunca Ninovalılar hata ettiklerini anladılar ve Yunus (as)’mı aradılar, bulamadılar. Rablerine iltica ettiler. Yalvardılar yakardılar, tevbe ve nedamet ettiler. Rableri de onları, duâ ve nedametlerinden dolayı bağışladı ve üzerlerinden azabı kaldırdı.

“Zünnûn’u da (balık sâhibi Yûnus’u da an)! Hani (kavmine) kızan biri olarak, (bizden izinsiz) gitmişti de kendisini (bu yüzden) aslâ sıkıştırmayacağımızı sanmıştı; derken (balığın karnında) karanlıklar içinde (kalıp): “Senden başka ilâh yoktur; seni tenzîh ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!” diye nidâ etmişti.
Nihâyet (biz de) onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte, müminleri böyle kurtarırız.”4

Âyette ifade edildiği gibi denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı gece dağdağalı, karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette bulunan Yunus (as) Rabbine münacat etti. O münacatı, o duâsı ona süratle vasıta-i necat oldu. Eğer bütün insanlar ona yardımcı olsalardı yine de hiçbir şey yapamazlardı. Çünkü o vaziyette esbap bil-külliye sukût etmişti. Ancak ona o halde necat verecek öyle bir zât lâzım ki; hükmü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem cevv-i semaya geçebilsin ve onu sahili selamete çıkarsın. Hükmü hem geçti hem sahil-i selamete çıkardı. Demek esbabın tesiri yok... Tesir ve nusret ancak Allah’tandır.

Yunus (as) kavminin küfürlerinden dolayı azaba çarptırılmaları kader, azabın gelmesi kaza, onların yaptıklarından pişman olup nedametle Rabb-i Rahîm’lerine yalvarıp yakarmaları, Rablerinin de onların üzerinden azabı kaldırması onlar için atâ idi. Yunus (as) Rabbinden izin almadan hizmet yerini terk etmesinden dolayı balığın karnına hapsedilme hükmü kader, balığın Yunus (as) yutması kaza ve Yunus (as)’ın münacatı ise ve Rabbinin onu kederinden kurtarması ve yüz binden fazla ümmete kavuşması ise atâdır.

Duâ ile kader ve kaza değişmezse duâ etmenin ne manası var?

Madem Allah kaderimi ezelde takdir etmiş öyleyse değişmez deyip kadere dayanarak duâ’dan vazgeçmek bir kaderiyecilik olur bu ise yanlıştır. Bunun yerine duâyı da Allah’ın takdirinin bir parçası kabul edip duâ etmek daha makuldür.

İmam-ı Gazali hazretleri bu konuda şöyle der: “Olaylar önceden sebep sonuç birbirine bağlanmıştır. Sebeplerin sonuçları ortaya çıkarması zaman içinde meydana gelir. İyilik veya kötülüğü takdir eden bunlar içinde bir sebep takdir etmiştir. Duâ kötülüğün giderilmesi veya iyiliğin tedariki için bir sebeptir. Duânın bir faydası da kalpte Allah inancının kökleşmesini sağlamasıdır ki bu da ibâdetin amacıdır.”5

Âişe validemizden (rah) rivâyet edilen bir hadiste: Resûlullah Efendimiz (sav) şöyle buyurdu: “Sakınmak kaderi değiştirmez. Duâ ise inen belaya da henüz inmemiş belaya da, fayda verir. Bela iner ve duâ ile karşılaşınca kıyamet gününe kadar birbiriyle mücadele eder, vuruşurlar.”6

Ezelde duâ ile takdir edilmiş şeyler yine duâ ile vuku bulacaktır. Kader (alın yazısı)’nın olaylara göre bir üstünlüğü varsa, yani olaylar kadere göre şekilleniyorsa Allah’ın irade ve kudretinin de kadere bir üstünlüğü vardır. Allah’ın irade ve kudreti kaderde yazılı olan şeye taalluku olmasa o şey vuku bulmaz. Burada esas olan irade ve kudrettir. Allah (cc) kaderde yazmış olduğu şeyi illâ vuku bulduracaktır denemez. Aksinin iddia edilmesi Allah’ın kendi takdir ettiği şeylere mahkûmiyetini ortaya koyar. Bu ise ulûhiyetin şe’nine (şanına) ve itikada zıttır. Bizim burada yapacağımız şey duâ ile kudreti celp etmektir.

Kısaca Kader, kulun nasıl hareket edeceğini ve buna karşı İrade-i İlâhî’nin ve Kudret-i Mutlaka’nın nasıl taalluk edeceğini bilir. Kulun fiilinin vücut bulmasında ilim sıfatının tesiri yoktur. Olsa idi kul o fiilinde mahkûm olurdu. Sırrı teklif (imtihan) bozulurdu. Öyleyse kudretin celbiyle, iradenin taalluku ile kader kaza olmadan atâ olabilir. Fakat o olayda kulun cüz-i ihtiyarisi sadece bir şart-ı adidir.
Önemli olan kudretin celbidir.

Duâ, kader ve kazaya yani Allah’ın yazdığına rıza gösterme edebine aykırı değil mi?
(Ey Resûlüm!) De ki: “Eğer duânız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin?”7 meâlindeki âyette ifade ettiği gibi bizi biz yapan ubûdiyetimizi en güzel gösteren duâdır. “Duâ eden âdem anlar ki: Birisi var; onun hatırat-ı kalbini işitir, her şeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına medet eder.” Başımıza bir keder veya sıkıntı geldiği zaman elbette Rabbimize sığınacağız, ona münacat edeceğiz. “Biz, o münacat ile birinci maksadımız günahlardan gelen manevî ruhî yaralarımızın şifasını niyet etmeliyiz. Maddî hastalıklar için ubûdiyete mani’ olduğu zaman iltica edebiliriz. Fakat mûterizâne ve müştekiyâne bir surette değil, belki mütezellilâne ve istimdadkarâne bir surette iltica edilmeli. Madem onun rubûbiyetine razıyız, o rubûbiyeti noktasında verdiği şeye rıza lâzımdır. Kaza ve kaderine itirazı işmam eder bir tarzda Ah! Of! deyip şekva etmek kaderi tenkittir, rahmeti ittihamdır. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur kırar. Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır. Kırılmış el ile intikam almak için o eli istimal etmek, nasıl kırılmasını tezyid ediyor. Öyle de musibete giriftar olan âdem, itirazkarâne şekva ve merak ile onu karşılasa, musibetini ikileştirir.10

Her türlü günahı işlerken Allah’ı unutup başımız dara girdiği zaman Allah’ı hatırlayıp da âyette ifade edilen “İnsana nimet verdiğimiz zaman (şükürden) yüz çevirir, yan çizer. Ona kötülük dokunduğu zaman da bol bol duâcıdır.11 Hâlbuki insan (bazen öfkelenerek, bazen bilmeyerek) hayra olan duâsı gibi (kendi aleyhine olarak) şerre duâ eder. Çünkü insan, (işin sonunu düşünmez ve) çok acelecidir.”12 şeklinde bir ubûdiyet olmamalı…

Sonuç olarak, kimin başına bela, kaza, keder gelmişse Rabbimize sığınmanın da vakti gelmiştir, duâ etmek ilham olunmuşsa icâbet etmek de ona bahşolunmuştur. Zira Allah-ü Zülcelâl Kur’ân-ı Kerim’inde: “(Habîbim, yâ Muhammed!) Kullarım sana benden sorarsa, şüphe yok ki ben (onlara) pek yakınım. Bana duâ ettiği zaman duâ edenin duâsına cevap veririm; öyle ise onlar da benim için (davetime) icâbet etsinler ve bana îmân etsinler; tâ ki hak yolu bulsunlar.”13

1_Ahmed b. Hanbel 5/493; Tabarâni, Kebir 30/ 103
2_Ahmed b. Hanbel 5/277; İbn Mace, 90
3_Mesnevî Nûriye 184
4_Enbiya Sûresi 87-88
5_İhyayı Ulûm-id Din c.1, s.958
6_Hakim 2/294, Kudai no: 859, 860
7_Furkan 77
8_Lem’alar 8
9_Fussilet 51
10_İsra 11
11_Bakara 186

Alıntıdır.
benim çok ihtiyacım var ALLAH razı olsun arkadam adımı özelden yazıyorum çok teşekürler rabbim ne muradın vars aversin
allah razı olsun mina kardeş rabbim seninde hayırlı dileklerini kabul etsin
Evet arkadaşlar yokmu dua isteyeniniz.
bende istiyorum Smile ALLAHIM kalbimdeki insanı bana nasip etsin bana bağışlasın hayırsızsa hayırlıya cevirsin bende bunun için dua istiyorum MİNA'CIM
ankam87 Nickli Kullanıcıdan Alıntı:bende istiyorum Smile ALLAHIM kalbimdeki insanı bana nasip etsin bana bağışlasın hayırsızsa hayırlıya cevirsin bende bunun için dua istiyorum MİNA'CIM

Sevgili kardeşim Allah kısmet ederse ederiz inşallah Selametle.
allah razı olsun çok güzel düşünce vede paylaşım
Sayfa: 1 2 3
Referans URL